ekranlarında yayınlanan bir tartışma programında, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Canan Tercan'ın Ortadoğu'daki son gelişmeleri, ABD'nin bölge stratejisini ve Türkiye'nin konumunu analiz ettiği bir bölümü içeriyor. Videonun temel noktaları şunlardır: 1. ABD'nin İran'ı Kuşatma Stratejisi ve Maliyeti: Bölgeye gönderilen ABD uçak gemilerinin günlük masrafının 40 milyon dolar olduğu, Trump gibi ticaret kökenli bir liderin bu maliyete katlanmasının tesadüf olmadığı belirtiliyor. ABD'nin kısa vadeli bir gövde gösterisinden ziyade, uzun vadeli bir planla İran'ı çevrelemeyi hedeflediği vurgulanıyor. * ABD'nin İran'ı Afganistan, Pakistan, Kafkaslar (Ermenistan) ve Hazar Denizi (Kazakistan ile yapılan İbrahim Anlaşmaları benzeri mutabakatlar) üzerinden stratejik ve ekonomik olarak kuşattığı ifade ediliyor. 2. Vekalet Savaşları ve Ticaret Yollarının Güvenliği: Kızıldeniz, Babülmendep Boğazı ve Akdeniz hattındaki ticaret yollarının güvenliği için ABD ve İsrail'in Yemen'deki Husileri tasfiye etmeye çalıştığı aktarılıyor. İsrail'in Somaliland ile anlaşarak Husilere karşı cephe açtığı, Suudi Arabistan'ın da bu tasfiye sürecine destek verdiği belirtiliyor. Hedefin, Çin ve Rusya'nın etkisini kırarak küresel ticaret hattını tamamen güvenli hale getirmek olduğu savunuluyor. 3. Mısır ve Diğer Bölge Ülkelerinin Sessizliği: Mısır'ın Refah Sınır Kapısı'nı açmaması ve İsrail'in eylemlerine sessiz kalmasının temel nedeninin, Mısır ekonomisinin ABD'ye olan tam bağımlılığı olduğu ifade ediliyor. Yakın zamanda İsrail ile yapılan 35 milyar dolarlık doğalgaz anlaşması da buna örnek gösteriliyor. 4. Türkiye'nin Kilit ve Hedef Olmayan Rolü: Uzman, kamuoyundaki yaygın korkunun aksine **Türkiye'nin ABD veya İsrail'in hedefinde olmadığını** ısrarla vurguluyor. Türkiye'nin Ortadoğu, Kafkasya ve Afrika'da çok önemli bir "dengeleyici" ve sözü dinlenen "muteber" bir aktör olduğu belirtiliyor. ABD'nin Türkiye'yi karşısına almak yerine, bölgedeki dengeleri sağlamak için Türkiye'ye ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aynı gün içinde hem Donald Trump hem de İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile görüşebilen tek lider olması, Türkiye'nin barış inşasındaki benzersiz arabulucu rolünün kanıtı olarak sunuluyor. 5. İran'ın İç Sorunları ve Zayıf Kriz Yönetimi: İran rejiminin kendi halkından koptuğu, halkın taleplerine demokratik haklar vermek yerine baskıyla karşılık verdiği eleştiriliyor. Saldırı riski altındayken bile halka sığınaklara gitme çağrısı yapılmaması, okulların açık tutulması ve neticesinde sivil ölümlerinin yaşanması, İran'ın kriz yönetimindeki başarısızlığı olarak değerlendiriliyor. Programda ABD'nin Ortadoğu'da İran'ı ve vekil güçlerini devreden çıkararak yeni bir ticaret ve güvenlik haritası çizdiği, bu büyük tabloda Türkiye'nin bir hedef değil, aksine krizlerin çözümünde vazgeçilmez bir denge unsuru olduğu tezi işlenmektedir.
0 Comments